Basın Açıklamaları
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; yalnızca bir anma günü değil, eşitlik, özgürlük ve insanlık onuruna yakışır bir yaşam mücadelesinin tarihsel simgesidir. 8 Mart, emekleri görünmez kılınan, hakları yok sayılan, şiddete ve ayrımcılığa maruz bırakılan kadınların yüzyılı aşan mücadelesinin bir sonucudur. Bugün, toplumsal yaşamın her alanında eşit haklara sahip olma talebinin ve şiddetten arındırılmış bir yaşam isteğinin güçlü bir şekilde dile getirildiği gündür.
03.12.2025
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 3 Aralık 2025 tarihinde "Kamuda Çalışan Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılarının Emeğini ve Taleplerini Yok Sayamazsınız!" başlıklı bir basın açıklaması yaptı.
Açıklama şöyle:
Kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ekonomik koşullarının ve özlük haklarının iyileştirilmesi talepleri iktidar tarafından göz ardı edilmeye, yok sayılmaya devam etmektedir.
2026 Yılı Merkezi Bütçe Kanunu’na ilişkin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulan Kanun Teklifiyle kamudaki üst düzey yöneticiler ile bazı uzman ve meslek mensupları gibi kadro ve ünvanlara yaklaşık 30 bin TL seyyanen zam yapılması önerilmiş ve komisyonca kabul edilmiştir. Meslektaşlarımız kapsam dışı bırakılmış ve taleplerimiz yine görmezden gelinmiştir.

TMMOB 48. Dönem Kadın Çalışma Grubu, 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla MMO Eğitim ve Kültür Merkezi'nde kitlesel bir basın açıklaması yaptı.
TMMOB 48. Dönem Kadın Çalışma Grubu Başkanı Leman Ardoğanın yaptığı konuşma sonrası Bilgisayar Mühendisi Hazal Kaya açıklamayı okudu. Ardından TMMOB önüne yürüyen Kadın Çalışma Grubu üyeleri, işlenen kadın cinayetlerini protesto etmek için burada gökyüzüne siyah balonlarını bıraktılar. Yapılan açıklama şöyle:
TMMOB Yönetim Kurulu 2 Ekim 2025 tarihine İsrail`in farklı ülkelerden insan hakları savunucularının oluşturduğu Sumud Filosu`nu kuşatarak bakın düzenlemesiyle ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi.
İsrail’in soykırım gerçekleştirdiği Gazze’ye, barışçıl yollarla insani yardım ulaştırmayı amaçlayan, farklı ülkelerden aktivistlerin, insan hakları savunucularının oluşturduğu Sumud Filosu, İsrail savaş gemileri tarafından kuşatılmış ve filodaki teknelere baskın düzenlenerek aktivistler gözaltına alınmıştır.
İsrail’in yaşam hakkını açıkça gasp eden bu saldırısını kınıyoruz!
Daha önce de benzerini yaşadığımız, insani yardımların bölgeye ulaşmasına yönelik olarak gerçekleşen tüm bu saldırılar, uluslararası hukukun ihlalidir.
İsrail, tüm dünyanın gözü önünde bir insanlık suçu işlemektedir. Hiçbir halkın kaderi bölgesel ve küresel dengelerin güç mücadelesine alet edilemez. İsrail devleti, bütün bu insanlık suçlarından ötürü uluslararası mahkemelerde yargılanmalı ve hesap vermelidir.
Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz; İsrail’le tüm ticari ve diplomatik ilişkiler derhal son bulmalıdır!
TMMOB olarak bizler tarihimizin her döneminde olduğu gibi, bugün de savaşın karşısında barışı savunuyoruz; Filistin halkının amasız ve fakatsız yanındayız. Barış dolu, eşit, adil ve özgür bir dünya için hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz.

Bugün 12 Eylül... Bir ülkeye, insanlığa yapılabilecek en kötülüğün, DARBE'nin yapıldığı gün...
Tüm düşüncelerin, fikirlerin üzerinden postalların, paletlerin geçtiği gün... Özgürlüklerin bittiği, insanların susturulduğu gün... Kayıpların, faili meçhullerin, işkence görenlerin, hayatlarını kaybedenlerin "neden ?", "nerede ?", "ne zaman ?", "kim ?" tarafından sorularına hala cevap verilmediği gün...
"12 Eylül ile hesaplaşacağız" diyen hükümet yetkililerinin 12 Eylül nimetlerinden faydalandığı gün... Bugün bu ülkenin 45 yıllık karabasanının başladığı en kara günü...
12 Eylül, bir anlamda işçi sınıfı ve emekçi halkın örgütlü mücadelesine karşı sermayenin verdiği sistematik yanıttı. Sendikal hakları budadı, grev hakkını ortadan kaldırdı, neoliberal düzenin temellerini attı.
TMMOB ve meslek odaları olarak, 12 Eylül'ün en ağır hedeflerinden biri olduk. Bugün de bilimsel düşünceyi ve özerkliğimizi koruma mücadelesi veriyoruz.
12 Eylül darbesinin 45. yılında;
Bir kez daha geçmişte olduğu gibi bugünde darbelere, tek adam yönetimlerine, faşizm ve gericiliğin her türlüsüne karşı kararlılıkla durmaya ve hayır demeye devam ediyoruz.
Demokrasi, özgürlük, barış, hukuk ve adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha dile getiriyoruz.
Unutmayacağız, unutturmayacağız!
Saygılarımızla
TMMOB METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLERİ ODASI
Bergama Ovacık Altın Madeni’nden sonra çevresel riskleri açısından ülke gündeminde en çok yer alan altın madenlerinden biri de Kışladağ Altın Madeni olmuştur. Kışladağ Altın Madeni ile ilgili 25 yıl öncesinden dile getirdiğimiz sakıncalardan en önemlilerden biri de yöredeki su varlıkları üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerdir.
2004 yılındaki ÇED kararı ve sonraki aşamalarda verilen kapasite artışı ÇED kararları ve diğer idari izinlerle ilgili davalarda yeraltı suları ile ilgili hesaplama ve kurum görüşlerine defalarca tarafımızdan itiraz edilmiştir.
Siyanürlü altın madenciliğinin çevre ve insan sağlığı üzerinde yaratacağı riskler, Bergama ile ilgili Danıştay’ın 1997 yılında verdiği kararla net bir biçimde ortaya konulmuş idi. Bu tarihten sonra ülkemizde siyanürlü altın madenciliğinin yasaklanması gerekirken, Maden Kanunu değişiklikleri başta olmak üzere şirketler lehine yeni hukuksal düzenlemeler hız kazanmıştır. İliç’te olduğu gibi siyanürlü altın madenciliğinin yarattığı tehlikelerle ancak felaketler yaşandığında yüzleşilmektedir.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 22 Ağustos 2025 tarihinde "Şeriat Hukuku Çağrılarına Hayır! Aklın ve Bilimin Egemen Olduğu Laik ve Demokratik Bir Ülke İstiyoruz!" başlıklı bir basın açıklaması yaptı.
ŞERİAT HUKUKU ÇAĞRILARINA HAYIR!
AKLIN VE BİLİMİN EGEMEN OLDUĞU LAİK VE DEMOKRATİK BİR ÜLKE İSTİYORUZ!
Geçtiğimiz hafta Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan Cuma Hutbesinde bir kez daha kadınlar hedef alınarak eşit miras hakkına bir saldırı başlatılmıştır. Verilen hutbede açıkça “Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahî adalete aykırıdır" ifadeleriyle kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılmasını, "hakka razı olmaması" halini ise kul hakkı olarak tanımlanmıştır.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, son günlerde detayları ortaya çıkan sahte diploma soruşturması üzerine 6 Ağustos 2025 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
SADECE BİR SAHTECİLİK DEĞİL, BİR UTANÇ TABLOSU
Ortak geleceğimizi ve kamu idaresine olan güveni dinamitleyen sahte diploma skandalı, Cumhuriyet tarihinin en vahim sahtecilik vakalarından biri olarak karşımızda durmaktadır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma, üst düzey kamu yöneticilerinin e-imzalarının dahi kopyalanabildiğini ve bu yolla sahte diploma ve belgeler düzenlendiğini ortaya koymuştur.
DİSK, KESK, TMMOB, TTB 19 Haziran 2025 tarihinde "Torba Yasa Değil, Torba Talan! Yaşamı Hedef Alan Bu Yasa Derhal Geri Çekilmelidir!" başlıklı bir basın açıklaması yaptı.
AKP iktidarı, bir kez daha sermayenin çıkarları uğruna doğayı, emeği, tarımı, köylüyü, halk sağlığını ve kamusal denetimi hedef alan bir yasa tasarısı ile karşımızda!
13 Haziran 2025’te Meclis’e sunulan ve 19 Haziran’da jet hızıyla komisyondan geçirilmek istenen "Bazı Kanunlarde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", doğrudan doğruya bir talan ve gasp yasasıdır.
Adı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” olan bu teklif aslında; tek bir torba ile Maden Kanunu’nu, Zeytincilik Kanunu’nu, Mera Kanunu’nu, Orman ve Çevre kanunlarını, Elektrik ve Enerji Piyasası Düzenlemeleri’ni birer birer hükümsüz kılmayı ve tüm planlama yetkisini toplumun faydasından çok şirketlerin çıkarlarını gözeten merkezi otoriteye devretmeyi hedeflemektedir.
Hazırlık süreci kapalı kapılar ardında; halktan, meslek örgütlerinden, bilim insanlarından, doğrudan etkilenecek milyonlardan gizlenerek yürütülmüştür. Ne bir kamuoyu istişaresi yapılmış ne bir uzman görüşü alınmıştır. Meslek kuruluşlarının, sendikaların, bilim insanlarının dışlandığı bir yasa süreci, halkın değil sermayenin çıkarlarını korur. Bu keyfilik, Anayasa'nın eşitlik ve katılımcılık ilkeleriyle açıkça çelişmektedir. Bu da bize açıkça göstermektedir ki yasa, şirketler için, şirketlerle birlikte yazılmıştır.
Bu yasa teklifi doğaya, emeğe, halk sağlığına, meslek etiğine ve kamusal haklara yönelik kapsamlı bir saldırıdır. Çünkü;
Zeytinlikler maden şirketlerine,
Meralar enerji projelerine,
Ormanlar özel sermayeye,
Köylünün, emekçinin geçim kaynakları ise belirsizliğe açılmaktadır.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Gezi Direnişinin 12. yıldönümü dolayısıyla 30 Mayıs 2025 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
GEZİ DİRENİŞİ 12. YILINDA!
UMUDU VE DİRENİŞİ SAVUNUYORUZ!
Ülkemizin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi’nin üstünden tam 12 yıl geçti.
12 yıl önce, kentlerimizi, doğamızı, yaşam alanlarımızı korumak için milyonlarca yurttaşımız meydanlarda bir aradaydı. Gezi Direnişi, bir parkı savunmanın ötesinde; baskıya, rant politikalarına ve antidemokratik uygulamalara karşı umudun, direnişin bir simgesi oldu.
Yan yana gelmenin sevincinin, kalabalıkların gücünün, yaratıcılığın heyecanının, dayanışmanın güzelliğinin, bir arada yaşamanın adı oldu.
İçinde taşıdığı olanca umut, sevinç ve acıyla yakın tarihimizin en coşkulu, en kitlesel, en yaratıcı toplumsal hareketi olan Gezi Direnişi’ni on ikinci yılını bir kez daha selamlıyoruz!












