• Evden Çalışma

TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI, JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI, KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI VE METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI'nın ortak basın açıklaması.

BASINA VE KAMUOYUNA

TMMOB
ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI
JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI
METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

“BERGAMA OVACIK’TAKİ
ALTIN İŞLETMESİ
YASA DIŞI, TEHLİKELİ VE KİRLETİCİ VARLIĞINI
YAYILARAK SÜRDÜRÜYOR”


Odalarımızın üyelerinden oluşan bir heyet geçtiğimiz günlerde bir saha gezisi yaparak Bergama Ovacık Köyü’nde yargının yasaklama kararlarına karşın çalışmasını sürdürmesine göz yumulan Newmont Şirketinin altın işletmesi ve çevresinde vahim gelişmelerin sürdüğünü gözlemlemiştir. Bu gezi sonunda hazırlanan Rapor ekte sunulmaktadır.

Bunun yanında, daha önce Odalarımızın uzmanlarınca bu işletmenin zaaflarını değerlendirmek üzere hazırlanmış olan ayrıntılı ve kapsamlı bir metnin basımı tamamlanmış ve yeni yayınlanmış olan bu kitabımız da ekte sunulmaktadır.
Öte yandan, bu işletme ile ilgili hukuksal süreç işletmenin yasa dışılığını belgeleyecek şekilde yeni yargı kararları ile sürmektedir. Bunlar da tarafımızdan yakından izlenmektedir.

Bu çalışmalar sonunda daha önce bilinenlerin ötesinde, kimi oldukça vahim sonuçları olabilecek olan bazı uygulamalar yapıldığı izlenimi edinilmiştir. Bunların dışında yörede usulsüz uygulamalara ilişkin olarak çok değişik ve yaygın söylentiler bulunmaktadır.

Aşağıda bu konularla ilgili olarak hazırlanmış olan görüşlerimiz ve yanıtını beklediğimiz sorularımız sıralanmıştır.

EKONOMİ VE HUKUK KONUSUNDAKİ SORU(N)LAR

NE KADAR ALTIN ÜRETİLDİ?
ATIK BARAJININ DOLMA ORANINA VE KULLANILAN SODYUM SİYANÜR MİKTARINA GÖRE İŞLENMİŞ CEVHER VE ÜRETİLEN ALTIN MİKTARI NE KADARDIR?


Yukarıda ayrı bir başlık altında verildiği gibi atık barajının kapasitesine erişmiş ya da çok yaklaşmış bir şekilde atıkla dolmuş olduğu belirtilmektedir. Böyle ise, barajın
1.600.000 m3’lük hacminin öngörüldüğü gibi 8 yılda değil; geride kalan en çok 2 yıl içinde dolduğu ileri sürülmektedir. Dışarıdan görünüşü de bunun haklı olabileceği yönündedir. Söylenen 1.500.000 ton kadar atığın barajda depolandığıdır. Bunun nedeni, üretimin söylenenin epeyce üzerinde oluşu olabilir.

Maden yatağının ortalama tenörü konusunda çeşitli söylemler olmuştur. İşletmeye göre bu, ortalama 10 g/t dolayındadır. Bunun 40 g/t’a kadar çıktığı yerlerin olduğu kesindir. Bazı kişiler ortalamanın da hayli yüksek olduğunu söyleseler de, işletmenin bildiriminin doğru olduğu kabul edildiğinde bile bu güne değin 15 ton altın elde edilmiş olması gerekir. Kuşkular haklı ise, bu değer 20 ton ya da üzerinde de olabilir.
İşletme bugüne değin gerçekte ne kadar altın üretip dore olarak yurt dışına çıkarmıştır? İşletmenin bir broşüründe Mayıs 2001-Aralık 2002 dönemi için bildirilen 5,7 ton altın 7,2 ton gümüş üretilmiş olması durumunda bu kadar atık nasıl açıklanabilir? Değerli metallerin yurt dışına çıkarılmasında yalnızca beyan esas alınmakta olduğuna göre bu miktar, ne kadar beyan edilmiştir? İşletme neden yurt içinde daha ucuza işlem yapacağını belirten rafineriler var iken dorelerini Avrupa’da rafine ettirmektedir?

Dorelerde ne oranda başka değerli metaller bulunmaktadır?
Bildirilenler ile gerçek değerler arasında bir farkın bulunup bulunmadığı, bir izleme ve denetim konusu olmamalı mıdır?

Bunu hangi makam yapacaktır?

Bunun araştırılması sırasında atık barajındaki atıklar kadar, kullanılmış olan siyanür miktarından da yola çıkılabilir. Cevherin tonu başına kullanılan sodyum siyanür miktarı bellidir. İşletmeye bu güne değin ne kadar siyanür getirilmiş, stokta ne kadar bulunuyor ve ne kadar kullanılmış olduğunun belgeleri bulunuyor olmalıdır. İşletme Çevre Bakanlığı’na vermiş olduğu Taahhütnameler ile “Liç Ünitesinde sisteme eklenen siyanür miktarının ton cinsinden ntutulan kayıtları”nın da 6 ayda bir İzleme-Denetleme Kurulu’na verilmesini taahhüt etmiştir. Bunlar kıyaslanarak bir değerlendirme yapılması ve bu güne değin yaklaşık olarak ne kadar altın ve ne kadar gümüş çıkarılmış olabileceği kabaca da olsa öngörülebilir.
Bunu kim yapacaktır?

Yapılmadığı ve yapılmasından rahatsızlık duyulduğu sürece söylentilerin önü kesilemeyecektir. Artık, havaalanlarında yolcu beraberinde dore çıkarıldığı gibi aşırı söylentiler bile yayılmaktadır. Gerçeğin ortaya çıkarılması ve söylentilerin önünün kesilmesi işletme izinleri iptal edilmiş, mühürlenmiş, yasallığı tartışılan işletme ve firma açısından da, ülkemizin çıkarları açısından da önem taşımaktadır. Bu araştırmada, mutlaka sivil toplum ve meslek örgütleri de yer almalıdır.

İŞLETMENİN BUGÜNKÜ GERÇEK REZERVİ NE KADARDIR?

İşletme alanında arama çalışmaları sürdürülmektedir. Halen en az iki sondaj makinesi açık ocağın batı kenarında çalışmaktadır.

Newmont’un internetteki sayfasında bu araştırma bulgularına ilişkin aşağıdaki kesit sergilenmekte ve yatağın batıya ve derine doğru daha da zenginleşerek sürdüğü gösterilmektedir. Buna göre oldukça geniş bir rezerv bölümü 40 g/t dolayında işletme tenörüne sahip görünmektedir. Damar biçimindeki cevher yatağının bu tenörü ile kalınlığının da 5-12 m kadar da oluşu göz önüne alınınca daha önce açıklanmış ve hep yinelenen 24 altın rezervinin büyümüş olması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır. Newmont’un web sayfasında da, Ovacık web sayfasında da henüz bu konuda bir bilgi verilmiyor. Ancak, firmanın rezervin geliştiği bu yönde arazi satın alma uğraşı içinde olduğu da yörede çokça konuşulmaktadır.

Bunların açıklanması için, firmayı pek çok yükümlülükten kurtarmasını umdukları yeni Maden Yasası değişikliklerinin gerçekleşmesi mi beklenmektedir?

Bu konularda MİGM’ne düzenli bilgi verilmekte midir?

YASA DIŞILIK, HUKUK TANIMAZLIK NASIL OLUP TA BU KADAR PERVASIZCA SÜREBİLMEKTEDİR?

Bilindiği gibi, işletmeye verilen izinler, İzmir 1. İdare Mahkemesi, daha sonra da Danıştay 6. Dairesi tarafından daha, 1997 yılında iptal edilmiştir. Bunun gereği olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın isteği üzerine İzmir Valiliği işletmenin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Mevzii İmar Planı’nı 1999 yılı başında iptal etmiştir.

2002 yılı başında İzmir 3. İdare Mahkemesi Sağlık Bakanlığı’nın işletmeye vermiş olduğu Gayrı Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği’ne dayanarak vermiş olduğu 1 yıl süreli
deneme üretimi izninin yürütmesini durdurmuştur. Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı da 2 Nisan 2002 günü tesis mühürlenmiştir.

Bakanlar Kurulu’nun açıklanmayan ve hukukiliği çok tartışılan, işletmenin sürdürülmesi yolundaki bir ilke kararı üzerine ertesi gün, 3 Nisan 2002’de mühürler sökülerek üretim sürdürülmüştür.

Durumun hukuk dışılığı ortaya çıkınca, Bergama Kaymakamlığı 4 Nisan 2002 günü mühür sökme işlemini iptal etmiş ve ne yapılacağını, İzmir Valiliğine, Valilik te Sağlık Bakanlığına sormuş; Sağlık Bakanlığı da yargı süreci sırasında işletmenin izinlerinin verilemeyeceği ve yenilenemeyeceğini bildirmiştir.

Ankara Asliye 5. Hukuk Mahkemesi yargı kararını uygulayıp izinleri iptal etmeyen idarelerin eski bakanları ve Başbakanı’nı yöre halkına tazminat ödemeye karar vermiştir.

Bergama Sağlık Grup Başkanlığı’nın işletmede yaptığı tespitler sırasında kendilerine gerekli izin belgelerinin verilmediği bir tutanakla saptanmıştır.
2002 Kasım ayında yapılan bir başvuruya karşı Bergama Cumhuriyet Başsavcılığı izinleri olmayan işletmenin kapatılmasının İdarenin görevi olduğunu belirtmiştir.
İzmir 1. İdare Mahkemesi ise 28 Mart 2003 günü Başbakanlık Genelgesi ve Orman Bakanlığı izinlerini iptal etmiştir.

Özetle işletmenin değişik bakanlıklardan almış olduğu izinler iptal edilmiş, Gayrı Sıhhi Müessese izni alamamış, imar planları ve yapı ruhsatları olmayan, emisyon izni alamamış, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı’ndan alınmış izinleri yasa dışı ve bu izin işlemlerini iptal etmeyen bakanların tazminata mahkum olduğu bir durumda olduğu görülmektedir.

İzinsiz çalışan ya da Bakanlıkça toplam en çok 1 yıl deneme izni almamış Gayrı Sıhhi müesseseler çalışamaz. Bunlardan çalışmasını sürdürenler kapatılır. Sorumluları hakkında gereken yasal işlemler yapılır.

Sağlık Bakanlığı’nın geçen yıl başlattığı kapatma girişimlerinin sonucu ne olmuştur?

Tesis neden halen çalışmaktadır?

Bu hukuksuzluk sürecek, Firma izinsiz, projesiz, yanlış, tehlikeli, kirletici ve doğa ve çevreye karşı uygulamalarını dilediği gibi sürdürebilecek midir?

SAĞLIK TARAMALARI YAPILMAKTA MIDIR?

İşletme çalışanlarının sürekli sağlık denetiminden geçirildikleri ile sık sık övünülmektedir. İşletmenin 1994 ve 2000 yıllarında verdiği Taahhütnamelerde işletme sırasında giderleri işletme tarafından karşılanmak üzere Ovacık-Çamköy-Narlıca köy halkının ve maden çalışanlarının Sağlık Bakanlığı’nın belirleyeceği aralıklarla ve ayrıca işletme sonrasında yeniden sağlık taramasından geçirileceği ve sonuçların kıyaslanacağı taahhüt edilmiştir.

Bu sağlık taramaları gerçekleştirilmiş midir?

Sonuçları yöre halkını doğrudan ilgilendirdiğine göre kamuoyuna açıklanmayacak mıdır?

Ayrıca, bu günlerde asgari ücretli bir çalışanın henüz teşhisi konulamamış rahatsızlıklarının arttığı bildirilmektedir. Bu çalışanın hastalığı yetkin ve donanımlı bir sağlık kuruluşunda ve Tabipler Odası’nın da gözetiminde incelenmelidir.

SİGORTA SÜRMEKTE MİDİR?

Firmanın Çevre Bakanlığı’na taahhütleri arasında yöre halkını sigorta ettirmeyi yüklenmiştir. 30.11.2000-30.11.2001 dönemi poliçesi Normandy’nin kendi sahip olduğu sigorta şirketince düzenlenmiştir.

Böyle bir uygulama hukuki midir?

Ayrıca, sigorta yalnızca “Mining Activities” (madencilik çalışmaları)nı kapsamaktadır.
Madenciliğin neyi kapsadığı, hidrometalurji ve kimyasal arıtma işlemlerinin bu kapsama girip girmediği açıklığa kavuşturulmuş mudur?

Broker firmasının açıklamalarına göre beklenmedik ve kaza sonucu olacak bir kirlenme sigortanın kapsamı içindedir. Ancak, bunun dışındaki kirlenmeler; yani, bilerek ya da sürekli olarak devam eden bir kirlenme poliçe teminatı dışında kalmaktadır.

Bu konular açıklığa kavuşturulup eksikliklerin tamamlanması istenmiş; izleyen dönemlerde yeni sigorta poliçeleri düzenlenmiş midir?

TEMİNAT MİKTARI NE KADARDIR?

Firma, işletme kapatıldıktan sonra yükümlülüklerini yerine getirilmiş olması karşılığında Çevre Bakanlığı’na bir teminat mektubu vermeyi taahhüt etmiştir.
1994 tarihli Taahhütname’nin sonuna “Tahmini Teminat Miktarı : 25.000.-Amerikan dolarıdır” eklentisi konmuştur.

Teminat tutarı, neden “Tahmini”dir?

Gerçekte bir teminat mektubu verilmiş midir?

Verilmiş ise, bu mektubun tutarı gerçekten yalnızca 25.000 USD mıdır?

Yoksa bu bir şaka mıdır?

Şirketin 2000 Aralık ayında verdiği Ek Taahhütname’de bu kez “Verilecek teminat miktarı, Çevre Bakanlığı ve Şirketin uzman bir kişi veya kuruluşa yaptıracağı ekspertiz raporuna dayalı olarak hesaplanacaktır” dendiğine göre, yeni bir teminat tutarı belirlenmiş midir?

Bunun tutarı ne kadardır?

Ekspertizi kim yapmıştır?

ABD’nde bu boyuttaki bir altın işletmesinden alınan teminat tutarının milyon dolarlarla telaffuz edildiğinden bunu kabul edenlerin haberi yok mudur?

Bu tutar hemen açıklanmalı ve dillendirilen düzeyde ise hemen gerçekçi bir düzeye yükseltilmelidir.

MÜHENDİSLİK VE ÇEVRESEL ETKİ KONUSUNDAKİ SORU(N)LAR

SAHADAN SIYRILAN BİTKİSEL TOPRAK NEREDE?


Firma, 18 Ekim 1994’te Çevre Bakanlığına verdiği Taahhütname’nin “I.1” maddesinde “İnşaat ve açık ocak sahasında bulunan toprak sıyrılıp daha sonra ıslah çalışmalarında kullanılmak üzere uygun bir yerde depolanacaktır” sözü verilmiştir. Ocak açılacağı zaman sahadan 160.000 m3 olduğu bildirilen bir bitkisel toprak tabakası sıyrılıp, daha sonra iş bitiminde sahanın yeniden düzenlenmesi sırasında kullanılmak üzere depolanmış olduğu belirtilmektedir. Şimdi, bu deponun ortada olmadığı ve bu gerecin atık barajı tabanındaki geçirimsizleştirme uygulaması sırasında, kil tabakası yerine kullanıldığı ileri sürülüyor.

Bu doğru mudur?

Söz konusu bitkisel toprak depolama sahası nerededir?

Bu gereç, bu depoda duruyor mu?

Bunun hacmi yeniden ve yerinde ölçülebilir mi?

Bu gereç yok ise, nereye gittiği açıklanabilir mi?

Gerçekten yok ise, iş bitiminde eski durumuna getirilmesi taahhüt edilmiş olan alanı kaplamak üzere bitkisel toprak nereden sağlanacaktır?

Başka bir yerden toprak getirilir ise, bunun yerel koşullara uyumu nasıl sağlanacaktır?

ATIK BARAJINDAKİ GEÇİRİMSİZ KİL TABAKASININ KAYNAĞI VE ÖZELLİKLERİ NEDİR?

Eğer, sahadan sıyrılan bitkisel toprak tabakası atık barajı tabanında kil katmanı yerine kullanıldı ise, bu gerecin geçirimsizliği, sıkışabilirliği ve diğer fiziksel özellikleri konusunda bir test yaptırılmış mıdır?

Bu test sonuçları nerededir ve varsa açıklanabilir mi?

Bitkisel toprak tabakasının içinde yüksek oranda olması beklenen organik bileşenler böyle bir kil katmanından beklenen işlevlerin sağlanabilmesi için kabul edilebilir mi?
Böyle bir uygulamanın yapılmadığı ileri sürülecek olursa, bunun sınanması için barajın herhangi bir yerinde bir sondaj yapılıp membran ve kil tabakalarından örselenmemiş örnek alınması gereklidir.

Odalarımızın oluşturacağı bir kurula bunun araştırılması izni verilmelidir.

ATIK BARAJININ DSİ TARAFINDAN KONTROLÜ NASIL YAPILMIŞTIR?

Atık barajının yapımı sırasında DSİ tarafının kontrol elemanı olarak şantiyede görevlendirilen kişi kimdir?

Mesleği nedir?

Şimdi nerede çalışmaktadır?

AÇIK OCAK NEDEN VE NASIL BÜYÜTÜLMEKTE VE DERİNLEŞTİRİLMEKTEDİR?


İşletmedeki açık ocak neden projesindekinden farklı olarak derinleştirilmekte ve plandaki boyutları büyütülmektedir?

Bu ocağın şev eğimleri hangi basamak ve toplu eğimleri ile projelendirilmişti ve şimdiki gerçek eğimler ne mertebededir?

Bunların sahada doğrudan ölçülmesi ve saptanması gerekmektedir.

Açık Ocak daha çok batıya doğru genişletilmektedir.

Ocağın halihazır, son durumuna ilişkin haritası açıklanmalıdır.

Bu yöndeki genişleme sonucunda, bu derin kazının atık barajı gövdesi önünde yapılmakta olan yüksek dolgunun hemen eteklerine yaklaşmıştır.

Şev duraylılığı değerlendirmeleri hemen bitişikteki bu ek yük (sürşarj) göz önüne alınarak yeniden yapılmış mıdır?

Bu sakıncayı doğuran tehlike yaşanacak olursa ortaya çıkacak olan yalnızca bir şev kayması niteliği taşımayacak; bu, atık barajının da göçmesi ve belki de açık ocağın, ağır metal ve siyanür kompleksleri ile yüklü çamur ile dolmasına neden olabilecektir. Böyle bir süreç insan yaşamı, ekonomik kayıplar ve kalıcı bir çevre felaketine dönüşebilir.

Bu açıdan, bütün jeomekanik ve jeoteknik değerlendirmeler yapılmış mıdır?
Bu değerlendirmeleri yapan, ya da belki yalnızca imzaları alınan mühendisler, doğabilecek sorunların sorumluluğunun yalnızca kendi omuzlarına yüklenebileceği konusundan yeterince uyarılmışlar mıdır?

Bu sorumluluğu yabancı uyruklu mühendisler yüklendi ise, bu alanda ülkemizde çalışma izinleri (kayıtlarımıza göre bunun gerektirdiği TMMOB geçici üyeliği koşulları sağlanmamıştır) alınmış mıdır?

Durum böyle ise ve bu gerekler yerine getirilmedi ise, işletme projesinin değiştirilmesi, açık ocağın büyütülüp yaygınlaştırılıp atık barajının mansabına doğru ilerletilmesi, vb işletme projesi değişiklikleri Maden İşleri Genel Müdürlüğüne (MİGM) bildirilmiş midir? Onay alınmış mıdır?

Buna onay verilmiş ise yukarıda sözü edilen gerekliliklerin yerine getirildiği saptanmış mıdır?

İşletmedeki gelişmeler, düzenli ve belki de sıklaştırılmayı gerektiren biçimde denetlenmekte midir?

Denetim raporları açıklanmalıdır.

AÇIK OCAĞIN OVACIK KÖYÜ YANINDAKİ GÜVENLİK BANDI KORUNACAK MIDIR?

Açık ocak işletmesi genişletilip derinleştirildiğinden ocağın güney kenarında Ovacık Köyü’ne komşu güvenlik bandının da kazıldığı ve çitlerin, köyün bazı evleri satın alınarak, güneye ötelenmesinin gerektiği bildirilmektedir.

Bu yapılacak mıdır?

Bunun için MİGM’ne gerekli başvuru yapılmış mıdır?

Bu yapılacak ise, gerçekleştirilene kadar, dikleştirilmiş bulunan ocak şevlerinde ortaya çıkabilecek bir yenilme, kayma durumunda Ovacık Köyü’ndeki yerleşim tehlike altına girmeyecek midir?

ATIK BARAJI, PASALARLA AŞIRI YÜKSELTİLMEKTE MİDİR?

Atık Barajının seddesi, projelendirildiği kotların üzerine yükseltilmiş görünmektedir.
Atık Barajı seddesi ayrıca mansap tarafına doğru da öngörüldüğünden daha fazla genişletilmiş görünüyor.

Bunlar doğru mudur?

Baraj seddesinin halihazır durumuna ilişkin bir harita açıklanmalıdır. Bunun tahkiki için saha ölçülerine izin verilmelidir.

Bu gözlem yanıltıcı değil ve bir gerçeği yansıtıyor ise, bunun iki nedene bağlı olabileceği anlaşılmaktadır. İlki, baraj hacminin yetersiz kalması nedeni ile büyütülmek istenmesi. Bu aşağıda ayrıca sorgulanacaktır. İkinci neden, açık ocağın büyütülmesi sonucunda pasa olarak depolanması gereken kaya hacminin çok büyümesi ve buna bir yer bulunmasının istenmesidir. Bilindiği gibi daha önce işletme için bir pasa döküm alanı düşünülmemiştir. Çünkü, çıkartılacağı öngörülen pasa, atık barajının güvenliği arttırılacak gerekçesi ile seddenin önüne yığılacak ve seddenin yükseltilmesinde tüketilecek idi. Oysa şimdi genişletilen ve derinleştirilen açık ocaktan, önceden öngörülenin çok üzerinde hacimde yan kayanın sökülüp bir yerlerde ve denetim altında depolanması gerekmektedir. Buna bulunan gündelik bir çözümün, yine atık barajı seddesinin yüklenmesinin olduğu görülüyor. Seddenin akstan mansap tarafına her bir metre ilerlemesi durumunda üzerine yerleştirildiği zemin kesitindeki alüvyonun zemin kesitinin kalınlığı da hızla artıyor.

Bu nedenle, bu yükün güvenle taşıtılabilip taşıtılamayacağı irdelenmiş midir?

Bunun sonuçları ve bu yüklemenin nereye kadar sürdürüleceği açıklanmalıdır.

Atık barajının güvenliği bu uygulama ile tehdit altına girmekte değil midir?

ATIK BARAJI NEDEN HIZLA DOLMAKTADIR?

Atık barajının 1.600.000 m3’lük hacminin öngörüldüğü gibi 8 yılda değil; geride kalan en çok 2-2,5 yıl içinde dolduğu ileri sürülmektedir. Dışarıdan görünüşü de bunun haklı olabileceği yönündedir. 1.500.000 ton kadar atığın barajda depolandığı söylenmektedir. Bunun nedeni, üretimin söylenenin epeyce üzerinde oluşu olabilir. Bu sav doğru ise işletmenin önümüzdeki dönemlerinde atığın nasıl ve nerede depolanacağı sorunu ortaya gelmektedir. Bir başka soru da, bu kadar atığın, ne kadar cevher işlenerek ve elbette ne kadar altın üretilerek elde edildiğidir.
İşletme Çevre Bakanlığı’na verdiği Taahhütnamelerde atıkların atık havuzu içindeki dağılım ve düzeyinin ölçüleceği ve bunun yıllık olarak; atık barajına atılan atık miktarının da 6 ayda bir, İzleme-Denetleme Kurulu’na bildirileceğini yükümlenmiştir.

Barajda bugüne değin ne kadar atık depolanmıştır?

Baraj öngörülenden önce dolacaksa gelecek için nasıl bir çözüm düşünülmektedir? Baraj yükseltilmekte ya da yükseltilecek midir?

Bunun projesi hazırlanmış, izni alınmış ve ÇED’i yapılmış mıdır?

Duraylılık, güvenlik değerlendirmeleri yapılmış mıdır?

Barajın son durumu açıklanmalı ve doğruluğu tarafsız bir kurul tarafından yapılacak ölçülerle saptanmalıdır.

ATIK BARAJI, TEHLİKELİ ATIKLAR YÖNETMELİĞİ’NE UYGUN MUDUR?

Firma Tehlikeli Atıkların Kontrolu Yönetmeliği’ne göre 16 Şubat 1996 tarihinde Çevre Bakanlığına başvurmuştur. Bu başvuru ile atıkların sıvı bölümünde Atık Arıtma Tesisi çıkışında bulunabileceği değişik değerlerin ve derişimlerin sınırları taahhüt edilmiştir.

27.08.1995 tarih ve 22387 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış olan bu Yönetmeliğe göre Ovacık’taki atık barajı “A-BERTARAF(GERİ KAZANIM YOK”, “D1. Toprağın altında veya üstünde depolama (arazide depolama, vb)” kategorisine girmektedir.
Yönetmeliğin 27. Madde’sinde “Depo tesislerinin en yakın meskun bölgeye mesafesi 3000 metreden az olamaz.” denmekte iken Ovacık’taki atık barajı Ovacık Köyüne en çok 150 metre uzaklıkta; Çamköy ve Narlıca köylerine de 3000 metreden yakındadır.

Yönetmeliğin eklerinden EK-14A’ya göre Depo tabanı sızdırmazlık sistemi alttan üste, zemin; üzerinde 30’ar cm’lik toplam 90 cm kalınlıklı 3 kil tabakası (0,90 m mineral sızdırmazlık tabakası, k<1x10-9 m/s) ; üzerinde 0,25 cm HDPE tabaka; üzerinde 0,10 m koruma tabakası; üzerinde 0,30 m drenaj tabakası(k>1x10-4 m/s); üzerinde 0,25 cm HDPE tabakası; üzerinde 0,10 m koruma tabakası; üzerinde 0,30 m drenaj tabakası (k>1x10-4 m/s); üzerinde 0,15 m kum tabakası; üzerinde atık’tan oluşan bir sistemin oluşturulması istenmektedir.

Oysa uygulamada Barajın göl tarafındaki iç yüzeyi, 50 cm kalınlığında kil tabakası, üzerinde 1,5 mm kalınlığında yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) geomembran yaygı, üzerinde yine 20 cm kalınlıklı kil tabakası ve en üstte 20 cm kalınlığında çakıllı filtre tabakası ile kaplanmıştır.

Bunlar kıyaslandığında, yapılan barajın dünyadaki en iyi örnek olduğu söylenmesi bir yana, Yönetmeliğin gereklerinin de yerine getirilmediği görülmektedir.
Bu nedenle olsa gerek, Firmanın atık barajını, bir Maden Atıkları Yönetmeliği taslağı hazırlayıp yayınlanması için Bakanlık nezdinde girişimlerde bulundukları ve Tehlikeli Atıklar Yönetmeliği yerine bunun uygulanmasını bekledikleri duyulmaktadır.

 

DERGİ VE ARŞİV TARAMASI

Metalurji dergilerinin 121. sayısından itibaren yazıların tam metinlerinde arama yapabilirsiniz.

Metalurji Dergilerinde Arama:

Yasalar ve Yönetmelikler, Yönetim Organları, Genel Kurul Sonuç Bildirgeleri, Çalışma Raporları, Sektörel Raporlar, Basın Açıklamaları, Dergi Yazı Başlıkları, Kongre Kitap ve CD'leri, Sempozyumlar ve Kütüphanemizde bulunan kitap özetlerinden oluşan arşivimizde arama yapabilirsiniz.

Arşivde Arama:

 




TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Hatay Sok No: 10/9 Kızılay 06650 ANKARA
Tel: (312) - 425 41 60 ve 419 38 18 Faks: (312) - 418 93 43
E-Posta: Genel Merkez - İstanbul Şube -
İzmir Şube - Bursa Temsilciliği