Eti Alüminyum A.Ş.’nin Özelleştirilmesinde Danıştay 13. Dairesi tarafından verilen Yürütmeyi Durdurma Kararı’nı uygulamayan İdare hakkında Suç Duyurusunda bulunduk.

22.12. 2006 tarihinde Odamız, KİGEM’le birlikte Ankara Nöbetçi savcılığına suç duyurusu dilekçesini vermiştir. Konya Milletvekili Atillla Kart ve 271 Eti Alüminyum işçisi de aynı tarihte suç duyurusu dilekçesi vermiştir.

Adliye çıkışı basın toplantısı yapılarak konu kamuoyuna aktarılmıştır.

Basın Açıklaması ve Suç Duyurusu dilekçesi ektedir.

BASIN AÇIKLAMASI:

22 Aralık 2006
BASINA VE KAMUOYUNA

DANIŞTAY 13.DAİRESİ’NİN VERDİĞİ YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI UYGULANMALIDIR….
Seydişehir ETİ Alüminyum kamuya geri dönmelidir…..

KİGEM Vakfı ve Metalurji Mühendisleri Odası’nın Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş.’nin özelleştirilmesine ilişkin açılan davaya Danıştay 13.Dairesi tarafından 29.05.2005 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Kararın uygulanması için yasal süreyi bile geçiren İdare, karara itiraz etmiş ancak, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 28 .10. 2006 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir.

Yürütmeyi Durdurma Kararı’nın İdari Yargılama Usulu Kanunu’ndaki anlamını değerlendiremeyen İdare, bu konudaki ısrarını sürdürdüğü gibi, Eti Alüminyum A.Ş.’de özelleştirme öncesi çalışan işçilerin başvurularına da ilgisiz kalarak sıradan yanıtlar vermiştir.

Bu gelişmeler sonucunda, dava sahibi olarak KİGEM ve Metalurji Mühendisleri Odası, mücadelenin başından bugüne manevi desteğini esirgemeyen Konya Milletvekili Atilla Kart ve işçiler Cumhuriyet Savcılığına kararı uygulamayan sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmaya karar vermişlerdir.

Bugün sabah Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan suç duyurusunda sorumluların mahkemenin verdiği kararı uygulamayarak 3.kişilerin ve kamunun zarara uğramalarına neden olduklarını; mahkemenin vermiş olduğu kararı uygulamayarak Anayasa’nın 138.maddesi, İYUK’un 28.maddesine ve TCK 257.maddesine aykırı davranmak suretiyle suç işledikleri vurgulanmıştır.

Özetle, mahkeme kararını uygulamayan Sorumlu İdareciler hakkında görevlerini kötüye kullanmaktan gerekli soruşturmanın yapılarak haklarında kamu davası açılması talebimiz bulunmaktadır.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası
Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi
Konya Milletvekili Atilla Kart
Seydişehir Mağdurları adına Av. Ali Altay



SUÇ DUYURUSU:

CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
ANKARA

YAKINICILAR
1- KİGEM (Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi) Vakfı
Ambarlar Yolu N.10/23 K: 6 Sıhhıye/ANKARA
2- TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası
Hatay Sok. N.10/9 Kızılay/ANKARA

ŞÜPHELİLER : Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanı ve Diğer Yetkililer,
Bakanlıklar/Ankara

SUÇ : İdari Yargı Kararını Uygulamamak Suretiyle Görevi Kötüye Kullanmak

SUÇ TARİHİ : (..../....../.........)

SEVK MADDESİ : 5237 s. Y. 257. Maddesi

AÇIKLAMALAR :

1. Seydişehir- Eti Alüminyum A.Ş.’nin 17.06.2006 tarih, 2005/84 sayı üzerinden gerçekleştirilen özelleştirme işlemine yönelik olarak Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi Vakfı (KİGEM) ve TMMOB Metalürji Mühendisleri Odası olarak Danıştay 13. Dairesi Sayın Başkanlığı huzurunda 2005/7977 E. sayılı dava dosyası üzerinden açılan “Y.D. ve İşlemin İptali” davasında, Sayın Başkanlık tarafından 29.05.2006 tarihinde “Yürütmenin Durdurulması”na karar verilmiştir (EK:3).

2. Danıştay 13. Dairesi Sayın Başkanlığı tarafından 2005/7977 E., 29.05.2006 T. sayılı yürütmenin durdurulması kararına yönelik olarak Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na 2006/1045 E. sayılı dosya üzerinden itiraz edilmiş ise de, bu itiraz da 28.09.2006 tarihinde reddedilmiştir (EK:4).

3. Şüpheliler, Danıştay 13. Dairesi Sayın Başkanlığına ait 2005/7977 E., 29.05.2006 T. sayılı yürütmenin durdurulması kararını uygulamamışlar, kamunun, yakınıcıların ve 3. kişilerin zararlarının artmasına neden oldukları gibi, Anayasa’nın 138. maddesi, İYUK’nun 28. maddesi ve 5237 sayılı TCK’nun 257. maddesine aykırı davranmak suretiyle atılı suçu işlemişlerdir. Şöyle ki,

4.1. Anayasa Md.138/son: “...Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” denilmiş,

4.2. İYUK Md.28/1: “...Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. (...)” denilmiş,

4.3. TCK Md. 257: “(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (...)” denilmiştir.

5. Yürütmenin Durdurulması Kararlarının Nelik[Mahiyet]i: Suça konu eylemin “yürütmenin durdurulması” kararının uygulanmaması olduğu hususu da dikkate alınarak yürütmenin durdurulması kararlarının nelik[mahiyet]i üzerinde durulması gerekmiştir:

5.1. “...Anayasa kuralları, buyurucu ve bağlayıcı Hukuk kurallarıdır. Mahkeme kararlarının geciktirilmeden yerine getirilmesi zorunludur. İnsan hak ve özgürlüklerini; sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlamış demokratik bir Hukuk Devletinde, açıklanan Anayasa ve kanun kurallarına rağmen bir Mahkeme kararının yerine getirilmemesi düşünülemez. Aksi halde bu kanun kuralları kağıt üzerinde kalmaya zorunlu, değersiz sözcükler olmaktan öteye gidemez. (...) Bir bakan ya da Danıştay kararlarını uygulama durumunda bulunan diğer Kamu görevlilerinin yukarıda açıklanan Kanuni kuralları bilmedikleri ileri sürülemez. Öyle ise; açık, kesin ve emredici Kanun kurallarına bilerek aykırı davranış da kişisel kusur kabul edilmek gerekir. (...) Görülüyor ki, Yargıtay ve Danıştay kararlarında, suçun oluşması için Danıştay kararını yerine getirmeyen Kamu görevlisinin ayrıca garaz, kin, husumet ve benzeri duyguların etkisiyle hareket etmesi aranmamaktadır. Sadece kararın uygulanmaması suç teşkil ettiğine göre (...)” (YİBGK, 1978/7 E., 1979/2 K., 22.10.1979 T.) denilmiş, en genel hukuk kuralları bağlamıyla, yürütmenin durdurulması kararı da uygulanması zorunlu yargı kararlarından olduğu, yargı kararlarının yerine getirilmemesinin de suç olduğu kabul edilmiştir.

5.2. “…Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına ve doktrindeki kabule göre, yürütmenin durdurulması kararlarının, bir uyuşmazlığın esastan sonuçlanmasına kadar dava konusu idari işlemi askıya alan ve hukuki etkisi esas hükümle birlikte sona eren kararlar olduğu (…)” (Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 11.12.1998, E:1997/652, K:1998/642) .

5.3. “...Yürütmenin durdurulmasına dair olan kararlar, idari işlemi değil, onun icrailiğini (yürütülebilirliğini) askıya alıcı etki yaparlar. (...)” .

6. Danıştay 13. Dairesi Sayın Başkanlığına ait 2005/7977 E. sayılı dava dosyası üzerinden verilen 29.05.2006 T. sayılı yürütmenin durdurulması kararına yönelik olarak şüpheliler tarafından, idari yargı kararının gereğine uygun herhangi bir işlem tesis edilmemiştir. Oysa idari yargı kararlarını uygulamakla yükümlü olanların, idari yargı kararlarını geciktirmeksizin uygulamak zorunda oldukları, idari yargı kararları üzerinde hiçbir tasarruf hakları olmadığı doktrin ve uygulama tarafından, yasal düzenlemeye koşut bir biçimde kabul edilmiştir:

6.1. “...Mevzuatımızda, yargı kararlarının uygulanması konusunda idareye takdir yetkisi tanınmadığı (...) açıktır. (...)” (D. 5. Da. , T: 29.12.199, E: 1999/510, K: 1999/4566) .

6.2. “…Ancak; genel müdür olan sanığın ‘yürütmenin durdurulması ve katılanın görevine iadesi’ konusunda Danıştay kararını tebligat tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yerine getirmemekten ibaret eyleminin, İdari Yargılama Yasasının 28/1. maddesine açıkça aykırı bulunduğu, bu nedenle T. Ceza Yasasının 228. maddesindeki suçun oluştuğu gözetilmeden; ‘…üst mercilerden onay için beklendiği, alınan onayın tebliğinden itibaren makul süre içinde katılanın işe alındığı…’ gerekçesiyle beraat kararı verilmesi, yasaya aykırı (…)” (4. C.D., 23.10.2000. 5861/6973) .

7. Yürütmenin Durdurulması Kararının Uygulanmaması Nedeniyle Kamu Zararı Her Geçen Gün Artmaktadır: İşbu suç duyurusu tarihi itibariyle, özelleştirme işleminin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilen işletmeye ait lojmanlar, alıcı tarafından 3. kişilere satılmaya devam etmekte, kamunun ve kişilerin zararı artarak büyümektedir. [Lojman satışlarına ilişkin akit tablolarında “...Danıştay 13. Dairesinin Yürütmeyi Durdurma Kararı olduğunu ve Danıştay’da açılan iptal davaları sonucunda doğabilecek olan hukuki ve mali sonuçları kabul ettiklerini (...)” yollu “şerh”lerin yer aldığı ekli akit tablosundan anlaşılabilmektedir (EK:5).]

8. Aynı Yönde Daha Önce Yapılan Suç Duyuruları, “Fiili İmkansızlık”, Değerlendirme: Özelleştirme işlemlerine yönelik verilen yürütmenin durdurulması [veya işlemin iptali] kararlarının uygulanmaması nedeniyle ilgilileri hakkında yapılan suç duyurularına yönelik olarak verilen takipsizlik kararlarında “yargı kararlarını uygulamada fiili imkansızlık” hususu gerekçe olarak gösterilebilmiş ise de, böylesi bir gerekçe ile verilen takipsizlik kararlarının yasal dayanaktan yoksun olduğu açıkça belirtilebilmiştir:

8.1. “...Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 1998 tarihli iki takipsizlik kararı üzerinde durmak istiyoruz [Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Hazırlık No: 97/90210, T. 17.2.1998; Hazırlık No: 97/93355, T. 23.2.1998]. Her iki kararda, idarenin yaptığı bazı özelleştirme işlemleri hakkında, idari yargı yerince iptal ve yürütmenin durdurulması kararı verilmesi üzerine, özelleştirme idaresinin, fiili imkansızlık gerekçesiyle kararları uygulamaması nedeniyle görevin kötüye kullanılması suçu işlendiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulması söz konusudur. Savcılığın takipsizlik kararlarındaki gerekçeler şunlardır: İdari yargı kararları, özelleştirme işlemleri tamamlanıp, nihai devir sözleşmeleri yapıldıktan sonra bu yargı kararları verilmiştir. Kısaca işlemler bütün sonuçlarıyla uygulandıktan sonra bu yargı kararları verilmiştir. Dolayısıyla geriye dönülmesinde fiili bir imkansızlık vardır. Kararların uygulanmasında fiili imkansızlık bulunduğundan, suç oluşmamıştır.

Savcılığın bu görüşü isabetsizdir. Kararların uygulanmasında fiili imkansızlık bulunmamaktadır. Fiili imkansızlık, kararın geçmişe etkili şekilde uygulanmasında maddi bir engelin bulunmasıdır. Oysa, bu kararların uygulanmasında maddi bir engel bulunmamaktadır. İşlemlerin bütün sonuçlarıyla tamamlanmış olması ve kuruluşları devralan kişilerin yatırım ve istihdam işlerine girişmiş olması, maddi bir engel teşkil etmez. İdare, satış sözleşmesinden önceki durumu geri getirme imkanına her zaman sahiptir. Öte yandan, yargı kararlarının uygulanmasında idare açısından mali zararların meydana gelecek olması, hukuk devletinin en önemli unsuru olan, yargı kararlarının uygulanması gereği karşısında bir değer taşımaz. Dolayısıyla, bu olaylarda, yargı kararlarının uygulanmasında fiili imkansızlık bulunmadığından, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle ilgililerin davranışları suç oluşturmaktadır, Savcılığın görüşü yerinde değildir. (...)” (EK:6).

8.2. Yukarıda aktarılan tümcelerden olarak; idare, idari yargı yerince verilen yürütmenin durdurulması kararını uygulamaktan, “idari tasarrufu ve onun sonucu olan işlemleri durdur[mak] ve bu tasarruf ve işlemlerin tesisinden ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağla”mak zorundadır. Diğer bir deyişle, vaki yürütmenin durdurulması kararı üzerine şüpheliler, özelleştirme işlemine konu tesisin kamuya devri hususunda gerekli tüm işlemleri yapmak, işletmeyi kamu adına devralmak zorundadırlar. Nitekim bu yönde

8.3. “...Bir iptal davasında verilmiş bulunan yürütmenin durdurulması kararı (...); henüz ortada bir iptal kararı bulunmadığı halde, iptali istenilen idari tasarrufu ve onun sonucu olan işlemleri durdurur ve bu tasarruf ve işlemlerin tesisinden ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlar. Doktrinde genel olarak kabul edilmiş olan bu kural, yargısal içtihatlarla, uygulamada belirli bir biçimde yer almıştır. Aksi düşünüş tarzı, idari yargı kararlarının uygulanmaması gibi hukukun kabul edemeyeceği bir sonuç doğurur. Nitekim, 9.7.1966 gün ve E: 1965/21, K:1966/7 sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Dava Daireleri Kurulunun 14.1.1966 gün ve E:1965/470 sayılı kararı ile bu kuram kabul edilerek idari yargı kararlarının uygulanması sağlanmıştır. (...)” (D.3.Da., 9.3.1978, E:1978/151, K:1978/199, DD.32-33, s.207-211; Bu karar DGK’nun 13.4.1978 günlü, E:1978/20, K:1978/26 sayılı kararıyla onanmıştır.) denilebilmiştir.

9. Açıklanan nedenlerden dolayı, Danıştay 13. Dairesi Sayın Başkanlığına ait 2005/7977 E. sayılı dava dosyası üzerinden verilen 29.05.2006 T. sayılı yürütmenin durdurulması kararının uygulanmaması nedeniyle şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulması zorunlu hale gelmiştir.

KANITLAR : Danıştay 13. Dairesi Sayın Başkanlığına Ait 2005/7977 E. Sayılı Dava Dosyası, Seydişehir- Eti Alüminyum A.Ş. Tesislerinin Özelleştirilmesine İlişkin Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Huzurunda Bulunan İşlem Dosyaları, Seydişehir Tapu Sicil Müdürlüğüne Ait Tapu [Özelleştirmeye Konu İşletmenin Lojman] Kayıtları, Yasal Her Türlü Kanıt...

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan, kendiliğinden dikkate alınacak ve soruşturma aşamalarında ortaya çıkacak nedenlerden dolayı,

Danıştay 13. Dairesi Sayın Başkanlığına ait 2005/7977 E. sayılı dava dosyası üzerinden verilen 29.05.2006 T. sayılı yürütmenin durdurulması kararını uygulanmayan şüpheliler hakkında,

Gerekli soruşturmanın yapılarak kamu davası açılmasına

Karar verilmesini saygılarımızla dileriz. 22.12.2006

KİGEM VAKFI Ayla Yılmaz
TMMOB METALURJİ MÜH. ODASI Kaya Özeren, Hüseyin SAVAŞ

EKLERİ:
İçerikte Anılan Belge Suretleri.

 

DERGİ VE ARŞİV TARAMASI

Metalurji dergilerinin 121. sayısından itibaren yazıların tam metinlerinde arama yapabilirsiniz.

Metalurji Dergilerinde Arama:

Yasalar ve Yönetmelikler, Yönetim Organları, Genel Kurul Sonuç Bildirgeleri, Çalışma Raporları, Sektörel Raporlar, Basın Açıklamaları, Dergi Yazı Başlıkları, Kongre Kitap ve CD'leri, Sempozyumlar ve Kütüphanemizde bulunan kitap özetlerinden oluşan arşivimizde arama yapabilirsiniz.

Arşivde Arama:

 




TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Hatay Sok No: 10/9 Kızılay 06650 ANKARA
Tel: (312) - 425 41 60 ve 419 38 18 Faks: (312) - 418 93 43
E-Posta: Genel Merkez - İstanbul Şube -
İzmir Temsilciliği