Özgecan bugünlerde öfkemizin isyanımızın adıdır.

Bizler evrensel değerleri temel çıkış noktası alan, dünyanın ve kaynaklarının ırk, dil, din, cinsiyet, vb. ayrım gözetmeksizin herkese yeteceğine inanan, insan ve doğa merkezli sürekli ve sürdürülebilir bir yaşam isterken. Özgürlük, demokrasi ve barış içinde sağlıklı, güvenli sınıfsız ve sömürüsüz bir hedeflerken; siyasi iktidar gencecik bir evladımızın güven içinde evine bile gidemediği bir ülke yarattı.

Özgecan bu ülkede 12 yıldır sürdürülen politikanın kurbanıdır.

Emperyalizmin yeni orta doğu projesi doğrultusunda siyasal iktidarı ele geçirenler adım adım projelerini uyguluyorlar. Ülkeyi şeriatın orta çağ karanlığına sürüklemek doğrultusunda her engeli tek tek aşarak bugünlere geldiler. Bürokrasiyi, yargıyı, ekonomiyi, okulları tek tek ele geçirdiler.

Sıra en can alıcı, en büyük darbeye geldi; Özgür kadın imajını yok etmek. İnsanın, toplumun yarısını yok etmek. Kadını dört duvar arasına hapsedip, erkeğin kölesi yapmak.

AKP'nin iktidara gelmesi ile birlikte kadınlara yönelik katliam ve saldırılardaki artış bir tesadüf değildir.

Son 12 yılda kadına şiddetin % 1400 artış göstermesi, kadının giyimine, gülüşüne, doğuracağı çocuğun sayısına, yürüyüşüne, kariyerine, nerede ve kimlerle nasıl oturacağına, daha da ileriye giderek evinde kiminle oturup oturamayacağına karışılması, kadının eşit olmadığının açıkça en üst kademelerden dillendirilmesi siyasal iktidarın niyetini gösteren açık bir kanıttır.

kadınlara annelik kariyerini teşvik eden bakan, kadın- erkek eşit değildir diyen Cumhurbaşkanı, kadın ve erkek arasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besleyen, bu eşitsizlikten güçlenen, erkeklikten faydalanan her erkek Özgecan'ın, her gün şiddete, tacize ve tecavüze maruz kalan kadınların failidir. Bilhassa "Tecavüze uğrayan kadın doğursun," "O da mini etek giymeseymiş," gibi tecavüzü meşrulaştıran, kadınları sindirip erkekleri cesaretlendiren mesajlar veren devlet, kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetinden, kadın cinayetlerinden, tecavüzlerden sorumludur.

Özgecan'ın ve nice Can'ların taciz, tecavüz kurbanı olup katledilmeleri, tecavüze uğrayan kadının rızasını sorgulayan hakimler, tecavüze uğrayan çocukların ruh halinin etkilenmediği yönünde rapor veren doktorlar, yapılan vahşeti tüm ayrıntılarına kadar yazmayı gazetecilik sanan ama tecavüzcü işkencecileri, özel timcileri yazmayan basın tam da bu projenin bir sonucudur.

Vahşete karşı çözüm olarak idamı ve hadım etmeyi gösteren zihniyet de aynı zihniyettir. Ne yazık ki Özgecan'ın öldürülmesinden dolayı toplumun tüm kesimlerinin gösterdiği tepki bile muhafazakar /gerici ve faşist ideolojinin amacına hizmet eder hale getirilmiştir.

Çözüm;

İnsancıl, demokratik bir dünyanın kapılarını açmanın mücadelesini vermekten geçer.

Herkesin kendisini nasıl özgür ve "kendi" hissediyorsa öyle yaşama hakkına sahip olduğunu ve olması gerektiğini savunmaktan geçer.

Faşizme ve şeriatın karanlığına karşı "insanlığı" insani değerleri savunmaktan geçer.

TMMOB
METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU

DERGİ VE ARŞİV TARAMASI

Metalurji dergilerinin 121. sayısından itibaren yazıların tam metinlerinde arama yapabilirsiniz.

Metalurji Dergilerinde Arama:

Yasalar ve Yönetmelikler, Yönetim Organları, Genel Kurul Sonuç Bildirgeleri, Çalışma Raporları, Sektörel Raporlar, Basın Açıklamaları, Dergi Yazı Başlıkları, Kongre Kitap ve CD'leri, Sempozyumlar ve Kütüphanemizde bulunan kitap özetlerinden oluşan arşivimizde arama yapabilirsiniz.

Arşivde Arama:

 


TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Hatay Sok No: 10/9 Kızılay 06650 ANKARA
Tel: (312) - 425 41 60 ve 419 38 18 Faks: (312) - 418 93 43
E-Posta: Genel Merkez - İstanbul Şube -
İzmir Şube - Bursa Temsilciliği